İbrahim Alaattin ATEŞ /Dakut Yönt.Krl.Üyesi İnsanın doğasında vardır su ile hemhal olmak… Bütün medeniyetler de su kenarlarında kurulmamış mıdır? Kısaca su olmayan yerde hayat da yok demektir. İnsanoğluiçmekten tutunda, temizlikte , nakliyede, enerji sağlamada ve bir çok işindesuyu kullanır.
Ama bu yazımızda suyun başka bir amaçla kullanımından bahsedeceğiz. Zira yaratılanların en şereflisi olan insana diğer canlılarda bulunmayan “akıl” verilmiştir. Bu yüzden insan, kuş gibi uçmayı, balık gibi yüzmeyi öğrenmiştir.
Bazı insanlarda , balık gibi yüzmek bir tutku haline gelmiştir. İşte su sporları da bu tutku sonucu doğmuştur.
Darende ilçemiz su bakımından oldukça şanslıdır. İlçe içerisinden geçen Tohma Suyu sayesinde bir çok genç, yüzmeyi burada öğrenmiştir. Hatta yüzmenin yanında bir zamanlarilkel usullerle rafting bile yapılmıştır. Kamyonların iç lastiğini şişirilerekbir simit hale getiren gençler uzun yıllar önce rafting keşfetmişler bile…
Malatya turizmininönemli bir halkası haline gelen Tohma’da Rafting, 1980 li yılların sonuna doğru zaviye mahallesindeki gençlerin bir araya gelerekgeliştirdikleriiç lastikten mamul botla başladı. Bu günkü rafting parkurunuiç lastiklerle geçen gençler, nereden bilsinler ki bir zaman gelecek ve rafting sporunun bölge turizminde en önemli bir faktör olacağını…
2009 yılında kadar çat pat yürüyen çalışmalar. Malatya ValisiUlviSaran’ın, su sporlarını verdiği önem ile daha başka boyutlarda anılmaya başladı. 2010 haziran ayında Darende’de ilk kez bölgesel rafting turnuvası yapıldı. Turnuvaya pek çok il’den kulüpler katıldı. Turnuva sonunda Rize Belediyespor ekibi 1. olurken, Darende Kaymakamı Murat Uzunparmak’ın da kürek çektiği Darende ekibi 2. oldu.
Daha önce kimsenin geçmeye cesaret edemediğiDarende’nin Ozan köyünden başlayan Ozan Kanyonu keşfedildi. İlk defa geçme şerefine nail olan Celalattin Ateş ve ekibinin saat 10:00 da başlayan keşif turu, gece saat 23:00 de bitti. Ancak profesyoneller tarafından geçebilecek 17 Km uzunluğundakiOzan Kanyonu’nun dünya çapında adının duyurulması amacıylagelecek günlerde bir tanıtım kampanya yapılmasının artık kaçınılmaz olduğu bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Bölgenin tarımdan sonra en önemli gelir kaynağınınturizmle olabileceği düşüncesiyle,tarihi eserlerin onarılmasında, yeni yerlerin keşfedilerek turizmin istifadesine sunulmasında vebütün bu değerlerin tanıtılmasında emeği geçen idareci, kurum ,işletmeci, sivil toplum kuruluşları ve kendini bu yola vakfetmiş gönüllü turizm elçilerine teşekkür bir borç bilirim.